kocaeli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kocaeli etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ağustos 2009 Cumartesi

koltukaltı kılları rastalı kıvama gelmiş kız




--bölüm 1--
rüyamın en güzel yerinden nokia'nın çakma doğa sesleriyle bezenmiş alarmıyla uyandım, doğruldum, 90 derecede ve kısa programda yıkadığım uzun beyaz fanilamı çıkardıktan sonra öğrenci evinin olmazsa olmazlarından olan dumble'larımı elime alıp bir süre laktik asit fermantasyonu yaptırdım, o görkemli olacakları günlerin geleceğine inandığım kol kaslarıma. apartmandan çıkıp kırmızı 68 mustang'ima atladım ray-ban'lerim elbette gözümdeydi. teybe bir jimi hendrix kaseti taktım.
--bölüm 2--
okula vardığımda olanları yadırgamadım; tipik karmaşa, hafif körfez kokusu ve anlayışsız insanlar vardı her yerde. arabayı parkettim, üzerimdeki tüm gözlerle kafeteryaya, bizim çocukların yanına doğru yürüdüm, oturdum. gözler hala üzerimdeydi. kızların bel gölgesinde bulunan çukurları görmemle birlikte yazın kesin geldiğine kanaat getirdiğim güneşli bir öğle vaktinin tam ortasındaydım. bir şeyler seziyordum, doğru gitmeyen bir şeyler vardı. o sırada cat walk adımlarla oturdu yanımdaki masaya gözlüklerimin üzerinden süzdüm kendisini. o da bunu farketti ve hoşuna gitti. ben de bunu farkettiğini farkettim, o da bunu farkettiğini farkettiğimi farketti, ben de bunu farkettiğini farkettiğimi farkettiğini farkettim, o da bunu farkettiğini farkettiğimi farke... bir süre bakıştık. öyle anlamlı bakıyordu ki, kafeteryadaki her masanın üzerinde kendisini defalarca hoplatmamı istediğinden o kadar emindim artık... derken hiç olmayan oldu. yıllardır ülkemize soğuk hava dalgası yollayan balkanlar, bu defa bir sıcak hava dalgası estirdi, giydiği kolsuz beyaz t-shirt'ünün üzerinden her kıvrımı belli oluyordu. uzun, platin rengi, kıvırcık saçları tenine deyip rahatsız olmuş olacak ki kollarını kaldırıp saçlarını düzeltmek istedi. kollarını kaldırmasıyla koltukaltlarında her iki tarafta birer tane olmak üzere beslediği bob marleyler'i gördüm. şarkısını söyleyip eğleniyorlardı. biliyordum o şarkının anlamı o değildi. erkek için bir mesaj yoktu o şarkıda, kadına diyordu ağlama diye ama .
--bölüm 3--
o an mustang'in anahtarları düştü elimden, fırsatçı arkadaşlardan birisi 'abi bi tur atıp geliyom' diye uzadı hemen. yıllarıdır, yüzümü yıkamak için bile çıkarmadığım ray-banlerimi çıkartmışım gözümden, hatırlamıyorum. adeta bir yıkım olmuştu benim için. yatayda 3 mil, dikeyde 100 feet'ten görülebilecek bir şeyi nasıl olmuştu da görememiştim? hayat devam ediyordu, toparlandım, 'demek ki gözüme bi' görünecek varmış' diyip elektronik sınavına girdim, büte kaldım...

21 Ağustos 2009 Cuma

hamburger, asla sadece hamburger değildir!


dayıcım büfe; hayatımda yediğim en güzel hamburgerleri yapan yer. adının büfe olduğuna bakmayın 15, bilemedin 20 metrekarelik dikdörtgen bir dükkanda 3-5 sandalye ile 30 küsür yıldır zerre değişmeden müdavimlerine hizmet ediyor ve her seferinde o enfes tadı almanız mümkün. personelin bile aynı olduğu söyleniyor. baba-oğul ve muhtemelen akraba olan bir iki kişi daha birlikte çalışıyor. raftaki saman kağıtlarından, dekorasyonundan, derin futbol muhabbetinden hala ilk günki havasını taşıdığı kolayca hissedilebilir. kocaeli'de halkevi diye bilinen meydanda -zira halkevi var o meydanda- bulunan fevziye cami'nin tam karşısında, osmanlı gayrimenkul'ün altında. dikkatli bakmazsanız göremeyeceğiniz bir dükkan. hamburger, yengen, sosisli... eğer yolunuz kocaeli'ye düşerse hiçbir yere uğramasanız bile burayı es geçmeyin. son olarak bir öneri, 3-5 liralık bir hesap için büyük banknotlar verirseniz eğer sosisli kepçesini kafanıza yemeniz hiç şaşırtıcı olmaz çünki patron -baba- biraz asabi. aman diyim (: